aslında bu gece canımı sıkan neydi biliyor musunuz? neden doğal olanın değil de yapmacık, popüler ve herkes tarafından beğenilen şeylerin tutulduğu ve sevildiği. artık vazgeç dostum bundan. bu gece sadece yazmam gerekenin alkol vergileri olduğunu düşündüm. neden düşündüğümü bilmiyorum ama düşünebiliyor olmak bile benim için yeterliydi. günümüz şartlarında düşünen çocuklar yetiştirmek yerine köreltilmiş tekdüze beyinlerin topluma karıştığı eğitim sistemi varken düşünmek büyük bir maharet. sahi ya neden biz bir şişe bira için saatlerimizi harcarken padişahlarımız bizim emeklerimizi vergi adıyla alıkoyarak keyiflerine göre harcayabiliyorlar. satın aldığımız şeylere para olarak değil de saat olarak bakmayı deneylim mi? hadi gelin başlayalım. o çok sevdiğiniz self servis kahvecilerde bir bardak kahve için 20 lira değil de yaklaşık 3 saatini harcadığını düşünürsen belki de bakış açın değişecektir dostum. insanların içinde kendini daha elit hissedebilmek için harcadığın saatler ölüm sana yaklaştığında bir kahveden daha değerli olacaktır. ama benim için değerli olmayacaktır. tam aksine zaman hızlıca aksa ve bitip gitse şu ömür. olayın derinlerine inersek bizi hayattan soğutanın baskılar olduğunu göreceğiz ama şu an konumuz o değil gibi ne dersin? bence değil dostum. az önceki konumuza geri dönelim hadi. cebinde bulunan tüm paraları çıkar ve say, ardından sor kendine elimdeki kağıt parçaları para mı yoksa ömrümden hiç ettiğim saatlerim mi? 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar